Erkan ve Çiğdem ÖZ
Erkan ve Çiğdem ÖZ

01.01.1981 yılında Antalya nın Manavgat ilçesinde dünyaya geldim. 7 aylık doğduğum için, tüm aile fertlerine günlerce kabus yaşatmışım. Parmak çocuk gibi,, (İyi ki ormana bırakmamışlar ) Öğretmen bir babanın oğlu olmanın güzellikleri yanında zorlukları da elbet vardır. İlkokul üçüncü sınıfa kadar Aşağı Işıklar köyünde, Babamın yanında eğitim aldım. Daha sonra Manavgat Çağlayan İlk Öğretim okuluna kaydım alındı.

Artık köylü değil şehirli olmuştum. Yeni okuluma ve arkadaşlarıma adapte olmam zaman alsa da bir kaç kol kırığı, kafa yarılması ile üstesinden geldim. Lakabıma yakışır bir direnç göstererek, Manavgat Merkez Orta Okuluna devam ettim, ÇELEBİ olmak zordur.   Ortaokulu yüksek dereceli bir öğrenci olarak tamamlayıp Manavgat Lisesine kaydım yapıldı. Öğretmen çocuğu olmanın zorlukları işte burada başladı, eee kolay değil bütün öğretmenler senden başarı bekler..

Üniversite sınavı tahmin ettiğim gibi harika geçti. Gerçi ilk tercihim, Boğaziçi işletme, yada ikinci tercihim OTDÜ Bilgisayar Mühendisliği gelmese de, son tercihim olan Harran Üniversitesi Sigortacılık Bölümü 2 yıllığı kazandım. Yine suçlu ben değilim, ya ÖSYM bir hata yaptı, ya da cevap anahtarında kaydırma yaptım.

Başa gelen çekilir. Urfa ya kayıt için ilk gidişimi babamla yaptım. İçimdeki okuma isteği beni oralara sürüklemişti, gerçi babam beni zorla götürmüştü ya neyse, insan istemeden kimse ona bir şey yaptıramaz değil mi? Urfa otogarında inip etrafıma bakıp, babama ben okumaktan vazgeçtim dediğimi unutamıyorum.. İçimdeki okuma hırsı yine galip geldi.

Malesef okul Urfa merkezde değil, Suruç ilçesinde.. Urfa otogarından çıkıp Suruç arabalarının kalktığı yere gidene kadar içimde ki bütün okuma isteği uçup gitti. Babam benden daha heyecanlı, hemen ilk kalkacak araca binip yola koyulduk. Okul ilçenin çıkışında, ufak fakat, zevkle döşenmiş, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için komple bir tesis olarak düşünülmüş. En azından düşünülmüş. Fakat düşünceleri hayata geçirme konusunda biraz eksik kalmışlar.

Okulun ilk günü çok neşeli geçti. Dersler çok kolaydı, hatta o kadar kolaydı ki okulu bitirmek için derslere gitmeme bile gerek yoktu. Öylede oldu, derslere girmeden okul birincisi olma yolunda ilerlemiştim. Birinci yılın sonunda iki yıllık okuldan diploma alamadan mezun oldum. Ama hayat devam ediyor, içimdeki cevher elbet bir yerde ortaya çıkacak.

Yüksek okuldan kaçışım, pardon dönüşüm, hızlı oldu. Hemen dershaneye kayıt oldum. İlk defa Matematikle tanışmam da bu döneme denk geldi. Okul hayatım boyunca Matematiğin temelini aldığımı zannediyordum, meğer gerçek çok farklıymış. Ayrıca Matematik öğrendikçe zorlaşan bir dersmiş. En büyük örneği Çarpım Tablosu, ne kadar hızlı öğrenirsen o kadar çabuk unutuyorsun.  Çarpım Tablosunu bir haftada ezberleyerek parmak hesabından kurtuldum ve ÖSS de rakiplerime en az yirmi dakika fark attım.. Şimdi sırada üç yanlış bir doğruyu götürür mantığını çözmek kalmıştı.

Matematik ve Türkçe üzerine gecemi gündüzüme katarak bilimsel çalışmalarda bulundum. Bir yıl sonunda, kekelemeden bir seferde okuyabiliyor hatta bir seferde de okuduğumu da anlayabiliyordum. Artık, kendimi aşmanın mutluluğu ile sınava hazırdım.

ÖSS sınavı sonunda, tek tercihte bulundum. DAÜ. (Doğu Akdeniz Üniversitesi) KKTC Maceram böylelikle başladı. İngilizce hazırlık sınıfında iken, bari hazırlığı geçse sözleri içimdeki gerçek beni uyandırdı. Haftada iki kitap okuyarak, derslere gereğinden fazla çalışarak ağır bir eğitimin ardından Hukuk Fakültesinden Şeref Belgesi alarak mezun oldum. (Gerçek bir onur belgesi) Okul yıllarımda eşim Çiğdem Bilgin ile tanıştım. KKTC bana iyi bir eğitim, mükemmel bir eş ve içimdeki cevheri çıkaracak inanç verdi.

Bu inanç sayesinde;

Manavgat ilçesinde Eşim Çiğdem ÖZ  ile birlikte ÖZ AVUKATLIK BÜROSU içerisinde Avukatlık hayatıma devam etmekteyim..

Top